Türkiye ulusal çıkarları gereği Rusya ile ilişkilerini koruyor

mustafa-abdulcemil-kirimoglu-1

Milli Gazete’den Emre Miyasoğlu’nun röportajında, Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu önemli konulara değindi.

Ukrayna’ya bağlı Kırım özerk Cumhuriyeti’nin 27 Şubat 2014 tarihinde Rusya tarafından ilhak edilmesiyle başlayan Kırım krizi ve Ukrayna’nın doğusundaki Donbass bölgesindeki çatışmaları, özelde de Kırım Tatarlarının durumunu Kırım Tatar Milli Meclisi eski Başkanı ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu ile konuştuk.

Kırım konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmelerin detaylarını da anlatan Kırımoğlu,  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AB üyesi olmadığı için Türkiye’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmayacağını ifade ettiğini söyledi. Kırımoğlu, Türkiye’nin Rusya’yla ilişkilerinde ulusal çıkarlarını önde tuttuğunu ve Kırım’ın ilhakını tanımamasından dolayı da minnettar olduklarını belirtti.

-Türkiye’nin Kırım politikasını nasıl buluyorsunuz?

Türkiye’ye minnettarız. Türkiye Kırım’ın Rus işgalini tanımadı. Kırım’ın Ukrayna’ya ait olduğunu söylüyor. Ama Avrupa’nın ve ABD’nin Rusya’ya karşı yaptırımlarına katılmıyor. Çünkü Türkiye’nin kendi ulusal çıkarları var. Doğalgazın yüzde 58’ini Rusya’dan alıyor. Rusya ile yıllık ticareti 30 milyar doların üzerinde. Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımlar Rusya’ya zarar verecek ama orada insanlar açlıktan ölse buna isyan etmezler.

Rusya’ya yaptırım uygulayan ülkeler elbette kazançlarından zarar ediyorlar. Eğer bu zarardan kaçınılırsa gelecekte 10 misli zarar olabilir. Türkiye bu bakımdan bizim istediğimiz kadar davranmıyor. 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN 3 TALEBİMİZ OLDU

Kırım işgal olduktan sonra orada 16 Mart 2014’te yapılan referandumdan sonra biz Türkiye’ye geldik. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştük.

Sayın Erdoğan’dan üç isteğim oldu: Birincisi Türk savaş gemilerinin Kırım’ı ablukaya alması. İkincisi Boğazları Rus savaş gemilerine kapatmak, üçüncüsü Rusya’ya karşı yaptırımlara katılmak. Bu üç isteğime olumsuz cevap aldım. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan; Türk savaş gemilerinin Kırım’ı ablukaya alabilmesi için NATO kararı olması gerektiğini, Montrö Boğazlar Sözleşmesi olduğunu için Boğazların kapatılamayacağı, Türkiye’nin AB üyesi olmadığı için Rusya’ya yaptırımlara katılmayacağını söyledi ve ‘Rusya ile diyalog halinde olunursa Kırım Tatarlarına daha fazla yardımımız olabilir’ dedi.

“PUTİN’LE 40 DAKİKA KIRIM’I KONUŞTUM”

-2014 yılında Rusya Devlet Başkanı Putin ile Moskova’da bir görüşmeniz olmuştu. Görüşmeden bahseder misiniz?

Putin’in danışmanı eski Tataristan Cumhurbaşkanı Şamiyev ile Moskova’da görüştüm. Burada Şamiyev’e şunu söyledim: Putin Kırım’dan askerlerini çeksin. Aksi takdirde Ukrayna’da 10 yıllarca gerginlik olacak. Onun için askerlerini çeksin dedim. Şamiyev gülümsedi ve ‘bunu siz kendiniz Putin’e söyleyin’ dedi. Sonra orada Putin’le 40 dakika telefonla görüştük.  Putine; Ben sizin işgal ettiğiniz Kırım’ın yerli halklarından birinin temsilcisiyim dedim. Siz büyük hata yaptınız. Askerlerinizi toprağımızdan çıkarın dedim. Putin de, ‘16 Mart’ta (2014) referandum olacak. Buna halk ne derse biz kabul edeceğiz’ dedi. Ben de işgal altında referandumun tanınmayacağını ve Tatarlar olarak referandumu boykot edeceğimizi söyledim. Putin, Ukrayna’nın Kırım’a 23 yıldır bir şey yapmadığını ve Ukrayna’nın ekonomisinin kötü olduğunu söyledi ve Rusya’nın güçlü olduğunu, sorunları kısa sürede çözebileceklerini söyledi. Ben de dedim ki; Sorunlarımız çok ama o sorunların sebebi Rusya’dır. Ama yine de bir şeyler yapmak isterseniz benimle değil de Ukrayna Cumhurbaşkanı ile görüşün dedim.

mustafa-abdulcemil-kirimoglu-2

“REFAT ÇUBAROV’A, İŞGALCİLERLE İŞBİRLİĞİ ANLAMINA GELEBİLECEĞİNİ SÖYLEDİM

Rusya’ya karşı sert tutumunuza rağmen Kırım’ın ilhakından hemen sonra KTMM kararıyla Rusya’ya bağlı Kırım Hükümetine temsilci gönderdiniz. Mesela Kırım Başbakan Yardımcılığına Lenur İslamov ve diğer bazı mevkiler var. Bunu nasıl yorumlarsınız?

Ben o zaman ABD’deydim. Refat Çubarov ile telefonda görüştüm. Refat Bey, halkımızı koruyabilmek için onların (Kırım’daki Rus yönetimi) yönetim sistemine girmemiz lazım dedi. Ben Refat Beye bunun hata olabileceğini ve bunun işgalcilerle işbirliği anlamına gelebileceğini söyledim. Refat Bey şunu söyledi: ‘Biz Kiev’le görüştük. Kiev size hiçbir yardım yapamayacak. Siz kendi halkınıza ne uygun görüyorsanız onu yapın. Sizi hiçbir kimse suçlayamaz. Siz halkınızı düşünün dediler.’ Bu bağlamda Lenur İslamov’un KTMM kararıyla Kırım Başbakan Yardımcısı olmasına izin verdik. Ancak kısa bir süre sonra Lenur İslamov’u ‘Hükümetin aldığı kararlara göre değil de, KTMM’nin aldığı kararlara göre davranıyor’ gerekçesiyle Başbakan Yardımcılığı görevinden aldılar.

-Kırım Müftüsü Emirali Ablayev de, Refat Çubarov’un size telefonda aktardığı hassasiyetine benzer şekilde Kırım Tatarlarını düşündüğünü ve bunun için Kırım’da kalarak müftülük faaliyetine devam ettiğini söylüyor?

Bu şekilde halkın hatırasında müftü kötü hatırlanacak. Sovyet sisteminde de müftüler, papazlar hep KGB’ye (şimdiki adı FSB olan Sovyetler Birliği istihbarat teşkilatı) çalışırdı.

-Rusya tarafından size Kırım’ın Bahçesaray şehri sınırları içinde “Bahçesaray Özerk Tatar Cumhuriyeti” önerildi mi?

Hayır. Öyle bir teklif olmadı. Teklif olsaydı bile kabul etmezdik.

-Size Kırım Başbakanlığı teklif edildi mi?

Hayır.

“HİZB-UT TAHRİR VE VEHABİLERLE FİKİR AYRILIĞIMIZ VAR”

-Kiev’de yeni müftülük kurdunuz?

Evet. Müftü olarak Ayder Rüstemov belirlendi. Ürdün’de okumuş. Vehabiliğe yakın olduğu söyleniyor. Ama kesin vehabidir denmiyor. Benim bildiğim kadarıyla da vehabi değil. Bundan dolayı arkadaşların biraz rahatsızlıkları var.

-Kırım’daki Rusya yanlısı siyasetçiler sizin Hizb-ut Tahrir ve Vehabilere yakın bir duruş sergilediğinizi söylüyorlar. Kiev’deki müftünün Vehabiliğe yakın olduğu söylentisi onların iddiasını güçlendirmez mi?

Elbette Hizb-ut Tahrir ve Vehabilerle fikir ayrılığımız var. Ama bu bizim iç meselemiz. Siz (Rusya) bunlara dokunamazsınız. Bu bizim vatandaşımız. Aramızda ne olursa olsun biz karar vereceğiz.

BAZI UKRAYNALILAR TABURDAN RAHATSIZ

-Ukrayna’nın Kırım sınırında konuşlanan ve çoğunluğu Tatarlardan oluşan Numan Çelebi Cihan Taburu hakkında neler söylersiniz?

Kurduğumuz Numan Çelebi Cihan Taburu, Kırım’a gidip savaşmak için değil. Maksadı, Kırım sınırını kontrol etmek. Ve Rusya Kırım’ı terk ettiğinde Kırım’da asayişi sağlayacak. Yani polis gibi bir yapıda olacak.

-Tabura herhangi bir yerden maddi-manevi destek var mı?

Bizim isteğimiz bu tabur ya Ukrayna İçişleri Bakanlığına ya da Savunma Bakanlığına bağlı olmalı. Ama Ukrayna içerisinde çeşitli birlik kuvvetleri var. Bazı muhalifler şimdiden başladılar ‘Bu tabur devlete değil de KTMM’ye tabi olacak. Neler yapacak belli değil. Kırım’a girdikten sonra bütün iktidarı ele geçirecekler.’ Bu gibi saçma iddialar var. Tabur halen resmileştirilmedi. Bir hafta önce Ukrayna Cumhurbaşkanı Poroşenko ile görüştüm. Bu konuda gerekli çalışmaların yapılacağını söyledi.

-Bu taburdaki askerler sadece Tatarlardan mı oluşuyor?

Kırım Tatar askeri birliği olan Numan Çelebi Cihan Taburunda sadece Kırım Tatarlar yok. Ukraynalılar ya da başka milletten de insanlar olabilir. Ama orada bazı kurallarımız var. Domuz eti ve alkol yasak. Bunun gibi…

UKRAYNA FİKİRLERİMİZİ DAHA DA ÖNEMSEMEYE BAŞLADI

-Ukrayna Kırım Tatarları temsilen sizin fikirlerinizi önemsiyor mu?

Ukrayna 1991’de bağımsızlığı kazandıktan sonra bizim fikirlerimizi dinleyen ve önem veren iktidar son 2-3 yıldır görevde. Bundan önce bazen sözümüz geçiyordu. Şimdi Ukrayna anladı ki, Kırım’da Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunan sadece Kırım Tatarları. Kırım’da etnik Ukraynalılar yüzde 23 civarındaydı. Ama onların sesi çıkmıyor.

-Ukrayna’nın doğusunda yani Donbass’taki Ukrayna-Rusya yanlısı askeri çatışmalar, kalıcı bir çatışma bölgesine dönüşür mü?

Rusya’nın bu bölgeleri kendi toprağına ekleme isteği yok. Eğer istemiş olsaydı bölgedeki fabrikaları ve ticari merkezleri yıkmazdı. Rusya’nın esas amacı, mümkün olduğu kadar Ukrayna’ya zarar vermek.

-Kırım Ukrayna’ya döner mi? Ve kaç yıl sürer? Öngörünüz nedir?

Rusya öyle bir devlet ki, yarının nasıl olacağını kimse bilemez. Belki bu akşam, belki bir hafta sonra mesele çözülür. Kim bilir.

-Ukrayna Cumhurbaşkanı Poroşenko Türkiye’nin de Rusya’ya ekonomik yaptırımlara katılmasını dillendirmişti. Fakat Poroşenko’nun Rusya’da fabrikası olduğunu biliyoruz ve bunu kapatmadı. Bu bir çelişki değil mi?

Poroşenko, o fabrikanın kendisinin olmadığını söylüyor. Poroşenko’nun Kırım’da da iki fabrikası vardı. Fiyatı 100 milyon değerindeydi. Ona Rusya el koydu.

-Kırım’ın elektrik ve suyunun büyük bir kısmı Ukrayna üzerinden sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kırım’a giden elektriğin kesilmesini Kırım’da özellikle Tatarlar arasında tepkiye neden oldu mu?

Birkaç hain dışında herkes bunu destekliyor. Kırım’a yönelik ablukamızı Ukrayna halkının yüzde 80’i destekliyor. Kırım’daki Tatar halkımız da destekliyor.

-Rusya Kırım’a girişinize izin verse döner misiniz?

Tabi ki de dönerim. Ben 2014 Kasım ayında Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile Putin’in görüşmesi olacaktı. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan bizimle görüştü ve taleplerimizi sordu. Ben de; başka bir ülkenin Cumhurbaşkanından (Putin) ne talebimiz olur ki dedim. Ama bir sorum var Putin’e dedim. ‘Sayın Putin siz büyük bir ülkenin Devlet Başkanısınız ama neden bir ülkenin vatandaşlarını ülkelerine (Kırım’a) sokmuyorsunuz’ Daha sonra Erdoğan-Putin görüşmesini Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na sordum. 1 saatlik görüşmenin 45 dakikasında Kırım’ı konuşmuşlar. Putin, benim Rusya’nın bütünlüğüne tehlike oluşturduğumu bu yüzden de Kırım’a girişime kesinlikle izin vermeyeceklerini söylemiş.

UKRAYNA’NIN DOĞUSUNDA VE KIRIM’DA NELER YAŞANMIŞTI?

2013’ün Kasım ayında Kiev’de başlayan Meydan gösterileri ve daha sonra Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle devam eden süreç, Ukrayna’nın doğusunda sıcak çatışmaların da başlamasına neden olmuştu. Ve Rus nüfusun yoğun yaşadığı Ukrayna’nın Luhansk ve Donetsk şehirleri, Rus ayrılıkçıların kontrolüne geçmişti. Luhansk ve Donetsk’i ele geçiren Rus ayrılıkçılar önce bağımsızlıklarını ilan etmiş daha sonrada birleşerek Novorossiya (Yeni Rusya) Federal Devleti’ni ilan etmişlerdi. Ancak ilan edilen bu devlet tanınmadı. 16 Mart 2014’de Kırım’ın Rusya’ya bağlanması yönünde referandum yapıldı. Referandum sonucu Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasını isteyenler yüzde 97 olarak açıklandı. Referandumu Tatarların büyük bölümü boykot etti. Ardından Kırım Rusya Federasyonu’na bağlandı. Ancak Kırım Cumhuriyeti’ni birkaç ülkenin dışında tanıyan olmadı. (Kaynak: Milli Gazete-Emre Miyasoğlu)

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir